Ütopik Roman ve Bir Ütopya: 1984


      Edebiyatın en yaygın ve değişikliklere açık türü olan roman, her geçen asırda karnını biraz daha şişirerek ve içine hemen hemen bütün sanat dallarının uzuvlarından alarak genişlemeye ve gelişmeye devam ediyor. Bu büyük külçeyi bir bütün olarak ele almak ve incelemeye çalışmak maalesef artık imkânsızlaşıyor. İmkânsızlaşıyor, çünkü her geçen gün yeni bir muhteva ve teknikle yazılan romanlar çıkıyor ve roman anlayışına yeni cepheler açıyor. Yeni romanlar artık "yeni tür romanlar" demek anlamına geliyor.

İkaros'un Yeni Yüzü Cahit Sıtkı Tarancı


alt     Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin önemli isimlerinden biri olan Cahit Sıtkı Tarancı, kendisine has şiir dili ve dünyası ile edebiyat tarihimizde mühim bir yer işgal eder. O şiire bir ihtiras halinde sarılmış, şiir yazmaya başladığı lise yıllarından ölümüne kadar “şâir” vasfına sadık kalmıştır. Sırf bu sebepten yazmış olduğu hikâyelerin dergi ve gazete sayfalarında kalmasına rıza göstermiştir. Şâir dostu Ziya Osman Saba’ya yazdığı bir mektubunda, “şiir kıskanç bir sevgilidir. Onun üstüne gül koklanmaz, yar sevilmez” der.
    Cumhuriyet dönemi Türk şiirimizin bu kıymetli şâiri hakkında Ramazan Korkmaz tarafından “İkaros’un Yeni Yüzü Cahit Sıtkı Tarancı” ismini taşıyan bir kitap yayımlandı. Akçağ yayınları arasından çıkan bu çalışma Cahit Sıtkı Tarancı hakkında akademik ölçüde yazılan tek eser olma özelliğine de sahiptir. Herhalde Türk edebiyatında Cahit Sıtkı Tarancı kadar şanslı başka bir isim yoktur. Zira çok az yazar ve şâirimize nasip olmuş bir inceleme bolluğuna sahiptir. On kadar kitap ve sayısı epeyce bir yekun tutan makale ve tez, onun farklı cephelerini, şiirini, şâirliğini ve eserlerini anlatmaya ve aydınlatmaya hasredilmiştir.

Metin Tahlillerine Giriş/1 Şiir Üzerine


alt     Metin tahlillerinin Batıdaki serüveni düşünüldüğünde bizdekiyle kıyaslanamayacak kadar uzun bir geçmişe sahip olduğu görülür. Uzun bir zaman bizde sübjektif değerlendirmelerin dar kalıbında mevcudiyetini devam ettiren metin tahlili anlayışı, ilmî bir bakış açısına ancak 1940’lı yıllardan sonra kavuşmuştur. Esere dönük metin tahlilinden bahsederken Mehmet Kaplan ismini burada hatırlamak yerinde olacaktır.

     Prof. Dr. İsmail Çetişli’nin çarpıcı bir şekilde tespit ettiği gibi metin tahlili alelade bir okuyuş etüdü değildir: “Metin tahlili, -pek çoğumuzun zannettiği gibi- metnin bilinmeyen kelimelerini lügatlerden bulmak, onu günümüz diline veya nesre çevirmek, vezni kafiyesi üzerinde oyun oynamak, nazım şekli, nazım birimi ve edebî sanatlarını tespit etmek, konusu üzerinde sübjektif nutuklar çekmek değildir. Zira muhteva, yapı, dil ile bunların alt unsurları bir terkip olarak kabul edilip yukarıda belirtilen çerçevede ele alınmadığı; esere yaklaşmada, onun edebîlik sırrını çözme dışında herhangi bir amaç hedeflendiği müddetçe, o faaliyetin adına metin tahlili demek zordur”

Bir Külliyat Neşri ve Ömer Seyfettin Müjdesi


alt     Türk hikâyesi ve hikâyeciliği denilince ilk akla gelen isimlerden biri belki de birincisi Ömer Seyfettin’dir. Kısa süren hayatıyla kıyaslanamayacak kadar çok eser veren Ömer Seyfettin Türk hikâyeciliğinin yüz akı ve gururudur. Zira o keskin zekâsı, ince ironisi, kıvrak kalemi ile Türk edebiyatına müstesna eserler kazandırmış biridir. Saydığımız kabiliyetine oranla maalesef Ömer Seyfettin hakkında yeterince çalışmalar yapılmamış, onun eserleri Türk gençlerine bir külliyat halinde, mütekâmil bir surette sunulmamıştır.

     Gerçi belirttiğimiz gibi Ömer Seyfettin velût bir kalem. Bizzat Ömer Seyfettin Rûznâmesinde kendisi “Ben her şeyden, en ehemmiyetsiz bir fıkradan, bir cümleden bir hikâye, koca bir roman çıkarabilirim. Sanat, o hikâye ve romanı çıkardığım ehemmiyetsiz şey değil, benim o şey etrafında canlandırdığım hayattır!..” diyor. Aynı anda birden çok gazete ve mecmuaya deneme, hikâye ve fıkra yetiştiren, aynı mecmua ve gazete birkaç müstear isimle eserler yayınlayan bu çalışkan kalemden çıkan eserleri toplamak, bir araya getirmek öyle kolay bir iş değildir. Bu yıllarca sürecek titiz bir gayretin ve sabrın ürünü olabilir. Çünkü ilmî bir hassasiyetle yapılmayan çalışmalar hataların çoğalarak devam etmesini getirecektir.

Cemil Meriç'in Dil ve Edebiyat Üzerine Düşünceleri


alt     Hayatını Türk irfanına adamış bir düşünce adamı olan, Cemil Meriç pek çok konuda yazılar yazmış, kitaplar yayınlamıştır. Cemil Meriç’in üzerinde kalem oynattığı konular arasında dil ve edebiyat da yer alır. Bu yazıda Cemil Meriç’in dil ve edebiyat hakkındaki düşünceleri herhangi bir tenkite tabi tutulmaksızın dikkatlere sunulmuştur.

     Cemil Meriç, kendisiyle yapılan bir röportajda büyük yazarların indekslerinin çıkarılması gerektiğini söyler. Bir yazarın çeşitli kavramlar hakkında neler düşündüğünün ortaya konulmasının hem okuyucu hem de araştırmacılar için faydalı ve önemli olduğunu belirtir. Bu düşünceden hareketle, Cemil Meriç’in de kavramlar indeksinin hazırlanması hem okuyucularına hem de araştırmacılara kolaylık sağlayacaktır. Bu yazı, bu açıdan bakılınca Cemil Meriç’in dil ve edebiyat kavramları hakkındaki düşüncelerinin bir nevi indeksi olacaktır.