'Baba ve Piç' Romanı ve Simetri

   Yayımlandığı günden beri konuşulup tartışılmaya devam eden Elif Şafak?ın Baba ve Piç romanı, yazılanların çokluğuna nispetle roman tekniği bakımından ele alınmamış ve objektif değerlendirmelerden mahrum kalmıştır. Biz bu yazımızda uzun süre gündemde kalmayı başaran Baba ve Piç romanını, roman tekniği açısından değerlendirecek ve romanda önemli bir yer işgal eden simetri üzerinde duracağız.

Çöl Yolculuğunda Doyulmaz Su - Bizim Diyar'ın Haşim Dayısı ve Zabit Rıfat'ı -

 
 İlk baskısı 1978 yılında yapılan 
Bizim Diyar Sevinç Çokum'un yazarlık serüvenin hemen başında yayımladığı ikinci romanıdır. Bizim Diyar, Osmanlı Devleti'nin Balkanlar'dan çekilişinin hazin öyküsünü bir aile etrafında anlatan bir romandır. Balkan topraklarının birer birer elden çıkmasıyla yaşanan olaylara ışık tutan, Rumeli Türklerinin vatan topraklarından zorunlu olarak ayrılışını anlatan bir göç romanıdır aynı zamanda Bizim Diyar.

Şairin Sahneye Düşen Gölgesi...

 

Şairin Sahneye Düşen Gölgesi...
Kitaba şu adreslerden ulaşabilirsiniz:
Kesit Yayınevi
Kitapyurdu
İdefix
Dünya Kitap
Kitap Denizi
Acil Kitap
Kabalci
Kitap Vitrini
Net Kitap
Kitap Sore
Eren Kitap
Tulumba

Bir Yunus Romanı: Od-Bizim Yunus


    Sadece Türk edebiyatının değil dünya edebiyatının da bir klasiği haline gelmiş olan Yunus Emre,  günümüze kadar pek çok ilim ve sanat disiplini tarafından çeşitli cepheleri ile ele alınmış ve incelemelere konu olmuştur. Hayatı hakkında bildiklerimiz menkıbelerle sınırlıdır. Hatta denilebilir ki Yunus Emre hakkında bildiğimiz her şey bir belirsizlik bulutu arkasında saklıdır. Bu belirsizliğin sınırları doğumundan ölümüne kadar uzanır. Hayat hikayesi ise tamamen bir muammadır. Tahsil görüp görmediği, ne kadar şiir yazdığı, hangi tarikatlara intisap ettiği gibi pek çok konu bu çerçevede değerlendirilebilir.

M. Fuad Köprülü’nün Gözüyle Milli Edebiyat


    M. Fuad Köprülü, Türk kültür, sanat, edebiyat ve siyaset hayatında önemli bir yer işgal eden isimlerden birisidir. Hukuktan tarihe, dinden edebiyata kadar pek çok alanda kalem oynatmış hatta bu alanların öncül eserlerini vererek teorik çerçevelerini çizmiştir. Araştıran, okuyan, analiz eden, sistemleştiren ve üreten bir ilim adamı olarak arkasında binlerce makale ve onlarca kitap bırakmıştır. En fazla kalem oynattığı alan ise hiç şüphesiz edebiyattır. Edebiyatın hem sanat hem de ilmî tarafı onu fazlasıyla ilgilendirmiş bu çerçevede pek çok esere imza atmıştır. M. Fuad Köprülü, 1910-1912 yılları arasında özellikle Servet-i Fünûn dergisinde yazdığı yazılarla “Yeni Lisan” hareketine en şiddetli tenkitleri kaleme alan kişi olmuştur. 1913’ten itibaren de daha önce karşı olduğu Yeni Lisan hareketinin savunucuları arasına katılır. Bu tarihten itibaren Genç Kalemler hareketinin daha ilmî ve sağlam bir çizgide yürümesi için  büyük katkılarda bulunur. Bu bildirimizde M. Fuad Köprülü’nün millî edebiyat konusundaki görüşlerini “millî edebiyat karşıtlığı” ve “millî edebiyat taraftarlığı” olmak üzere iki aşamada ele alacak ve bu dönemlerde dile getirdiği ve ileri sürdüğü fikirlerini değerlendireceğiz. 

Ütopik Roman ve Bir Ütopya: 1984

      Edebiyatın en yaygın ve değişikliklere açık türü olan roman, her geçen asırda karnını biraz daha şişirerek ve içine hemen hemen bütün sanat dallarının uzuvlarından alarak genişlemeye ve gelişmeye devam ediyor. Bu büyük külçeyi bir bütün olarak ele almak ve incelemeye çalışmak maalesef artık imkânsızlaşıyor. İmkânsızlaşıyor, çünkü her geçen gün yeni bir muhteva ve teknikle yazılan romanlar çıkıyor ve roman anlayışına yeni cepheler açıyor. Yeni romanlar artık "yeni tür romanlar" demek anlamına geliyor.

İkaros'un Yeni Yüzü Cahit Sıtkı Tarancı


     Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin önemli isimlerinden biri olan Cahit Sıtkı Tarancı, kendisine has şiir dili ve dünyası ile edebiyat tarihimizde mühim bir yer işgal eder. O şiire bir ihtiras halinde sarılmış, şiir yazmaya başladığı lise yıllarından ölümüne kadar “şâir” vasfına sadık kalmıştır. Sırf bu sebepten yazmış olduğu hikâyelerin dergi ve gazete sayfalarında kalmasına rıza göstermiştir. Şâir dostu Ziya Osman Saba’ya yazdığı bir mektubunda, “şiir kıskanç bir sevgilidir. Onun üstüne gül koklanmaz, yar sevilmez” der.
    Cumhuriyet dönemi Türk şiirimizin bu kıymetli şâiri hakkında Ramazan Korkmaz tarafından “İkaros’un Yeni Yüzü Cahit Sıtkı Tarancı” ismini taşıyan bir kitap yayımlandı. Akçağ yayınları arasından çıkan bu çalışma Cahit Sıtkı Tarancı hakkında akademik ölçüde yazılan tek eser olma özelliğine de sahiptir. Herhalde Türk edebiyatında Cahit Sıtkı Tarancı kadar şanslı başka bir isim yoktur. Zira çok az yazar ve şâirimize nasip olmuş bir inceleme bolluğuna sahiptir. On kadar kitap ve sayısı epeyce bir yekun tutan makale ve tez, onun farklı cephelerini, şiirini, şâirliğini ve eserlerini anlatmaya ve aydınlatmaya hasredilmiştir.

Metin Tahlillerine Giriş/1 Şiir Üzerine


     Metin tahlillerinin Batıdaki serüveni düşünüldüğünde bizdekiyle kıyaslanamayacak kadar uzun bir geçmişe sahip olduğu görülür. Uzun bir zaman bizde sübjektif değerlendirmelerin dar kalıbında mevcudiyetini devam ettiren metin tahlili anlayışı, ilmî bir bakış açısına ancak 1940’lı yıllardan sonra kavuşmuştur. Esere dönük metin tahlilinden bahsederken Mehmet Kaplan ismini burada hatırlamak yerinde olacaktır.

     Prof. Dr. İsmail Çetişli’nin çarpıcı bir şekilde tespit ettiği gibi metin tahlili alelade bir okuyuş etüdü değildir: “Metin tahlili, -pek çoğumuzun zannettiği gibi- metnin bilinmeyen kelimelerini lügatlerden bulmak, onu günümüz diline veya nesre çevirmek, vezni kafiyesi üzerinde oyun oynamak, nazım şekli, nazım birimi ve edebî sanatlarını tespit etmek, konusu üzerinde sübjektif nutuklar çekmek değildir. Zira muhteva, yapı, dil ile bunların alt unsurları bir terkip olarak kabul edilip yukarıda belirtilen çerçevede ele alınmadığı; esere yaklaşmada, onun edebîlik sırrını çözme dışında herhangi bir amaç hedeflendiği müddetçe, o faaliyetin adına metin tahlili demek zordur”

Bir Külliyat Neşri ve Ömer Seyfettin Müjdesi


     Türk hikâyesi ve hikâyeciliği denilince ilk akla gelen isimlerden biri belki de birincisi Ömer Seyfettin’dir. Kısa süren hayatıyla kıyaslanamayacak kadar çok eser veren Ömer Seyfettin Türk hikâyeciliğinin yüz akı ve gururudur. Zira o keskin zekâsı, ince ironisi, kıvrak kalemi ile Türk edebiyatına müstesna eserler kazandırmış biridir. Saydığımız kabiliyetine oranla maalesef Ömer Seyfettin hakkında yeterince çalışmalar yapılmamış, onun eserleri Türk gençlerine bir külliyat halinde, mütekâmil bir surette sunulmamıştır.

     Gerçi belirttiğimiz gibi Ömer Seyfettin velût bir kalem. Bizzat Ömer Seyfettin Rûznâmesinde kendisi “Ben her şeyden, en ehemmiyetsiz bir fıkradan, bir cümleden bir hikâye, koca bir roman çıkarabilirim. Sanat, o hikâye ve romanı çıkardığım ehemmiyetsiz şey değil, benim o şey etrafında canlandırdığım hayattır!..” diyor. Aynı anda birden çok gazete ve mecmuaya deneme, hikâye ve fıkra yetiştiren, aynı mecmua ve gazete birkaç müstear isimle eserler yayınlayan bu çalışkan kalemden çıkan eserleri toplamak, bir araya getirmek öyle kolay bir iş değildir. Bu yıllarca sürecek titiz bir gayretin ve sabrın ürünü olabilir. Çünkü ilmî bir hassasiyetle yapılmayan çalışmalar hataların çoğalarak devam etmesini getirecektir.

Cemil Meriç'in Dil ve Edebiyat Üzerine Düşünceleri


Cemil Meriç'in Dil ve Edebiyat Üzerine Düşünceleri     Hayatını Türk irfanına adamış bir düşünce adamı olan, Cemil Meriç pek çok konuda yazılar yazmış, kitaplar yayınlamıştır. Cemil Meriç’in üzerinde kalem oynattığı konular arasında dil ve edebiyat da yer alır. Bu yazıda Cemil Meriç’in dil ve edebiyat hakkındaki düşünceleri herhangi bir tenkite tabi tutulmaksızın dikkatlere sunulmuştur.

     Cemil Meriç, kendisiyle yapılan bir röportajda büyük yazarların indekslerinin çıkarılması gerektiğini söyler. Bir yazarın çeşitli kavramlar hakkında neler düşündüğünün ortaya konulmasının hem okuyucu hem de araştırmacılar için faydalı ve önemli olduğunu belirtir. Bu düşünceden hareketle, Cemil Meriç’in de kavramlar indeksinin hazırlanması hem okuyucularına hem de araştırmacılara kolaylık sağlayacaktır. Bu yazı, bu açıdan bakılınca Cemil Meriç’in dil ve edebiyat kavramları hakkındaki düşüncelerinin bir nevi indeksi olacaktır.


Arama
Beni yukari isinla