Bir Külliyat Neşri ve Ömer Seyfettin Müjdesi


     Türk hikâyesi ve hikâyeciliği denilince ilk akla gelen isimlerden biri belki de birincisi Ömer Seyfettin’dir. Kısa süren hayatıyla kıyaslanamayacak kadar çok eser veren Ömer Seyfettin Türk hikâyeciliğinin yüz akı ve gururudur. Zira o keskin zekâsı, ince ironisi, kıvrak kalemi ile Türk edebiyatına müstesna eserler kazandırmış biridir. Saydığımız kabiliyetine oranla maalesef Ömer Seyfettin hakkında yeterince çalışmalar yapılmamış, onun eserleri Türk gençlerine bir külliyat halinde, mütekâmil bir surette sunulmamıştır.

     Gerçi belirttiğimiz gibi Ömer Seyfettin velût bir kalem. Bizzat Ömer Seyfettin Rûznâmesinde kendisi “Ben her şeyden, en ehemmiyetsiz bir fıkradan, bir cümleden bir hikâye, koca bir roman çıkarabilirim. Sanat, o hikâye ve romanı çıkardığım ehemmiyetsiz şey değil, benim o şey etrafında canlandırdığım hayattır!..” diyor. Aynı anda birden çok gazete ve mecmuaya deneme, hikâye ve fıkra yetiştiren, aynı mecmua ve gazete birkaç müstear isimle eserler yayınlayan bu çalışkan kalemden çıkan eserleri toplamak, bir araya getirmek öyle kolay bir iş değildir. Bu yıllarca sürecek titiz bir gayretin ve sabrın ürünü olabilir. Çünkü ilmî bir hassasiyetle yapılmayan çalışmalar hataların çoğalarak devam etmesini getirecektir.


Arama
Beni yukari isinla