Şiirler » Sayfa 4 » Oğuzhan Karaburgunun Sitesi

Yaşamaya İtiyor Beni Ayrılık

Yaşamaya İtiyor Beni Ayrılık 

Ellerini özlediğimi duymasınlar,
Sen gizli mektuplar yaz yeniden;
Karanfil kokulu,'sen' kokulu mektuplar...

Varsın girsin aramıza o koskoca şehir.
Bir çıban gibi büyüsün ayrılık, ne çıkar!
Daha biz öldürmedik kardelenleri.

Yaşamaya itiyor beni ayrılık.

Her gece şuramda dinleniyor rûzigar,
Yüreğime konuyor körpe bahar kuşları.
Yeniden,yeniden özlüyorum ellerini.

Ve yaşamayı öğretiyor bana ayrılık.

Seni Söylemeyecek Bir Daha

Seni Söylemeyecek Bir Daha 
                - Bosnalı Çocuklara - 

Artık sen de biliyorsun;
Bu şehir ışıksız kalacak,
İnadına siyah,inadına gece...
O çocuklar bilmeyecek baharı
Rüyası pembe,gülüşü gül
Artık sen de biliyorsun;
Bu şehir 'aşksız' kalacak,
Bu sokaklar çocuksuz...

Düşerimde çoğalan masallar,
Seni söylemeyecek bir daha,
Bir daha ağlayamayacağım.
 
Kuşlar, ey kuşlar;ses verin!
Şimdi baharın rengi ne renk?
Orada ceylanlar hala ürkek mi?
kuşlar, ey kuşlar,siz söyleyin..
Şu evler bir daha ısınacak mı?

Sana Şiir

Sana Şiir

Bir başka hüzün karışır gözlerine;
Masallar kadar saf, masallar kadar temiz.
Düğümdür her bakışın, esrarengiz…
Besmele berraklığında ırmaklar boşalır gözlerine.

Bir meçhûl türkü söylenir durur kirpiklerin;
Ve dolaşır dizginsiz atlar, öfkeden habersiz,
Hep böyle midir ellerin, böyle sahipsiz?…
Savrulur sırma saçların sonbahar yellerinde

Ölümlü Sevgi (Turnam)

Ölümlü Sevgi (Turnam)

Dağları sevme Turnam, ölürsün
Ki dağlar Ferhatındır,
Ferman dinlemez!

İlle de sevgi diyorsa eğer,
O körpe yüreğin.
Beni sev Turnam, beni sev;
Ferman senindir!

Yaralı Yüreğin Nağmesi

Yaralı Yüreğin Nağmesi

Ne bu şehir tanıdı beni,
Ne de ben bu şehri.
Unutmayı denedim gideni,
Olmadı…

Hasretin sinemde çiçeğe durdu,
Dolu vurgunu şimdi hayâllerim.
Senden sonra sevda, aşılmaz surdu,
Aşılmadı…

Bekledim bahâr gelir diye,
Lakin kovmuş onu da acılı bir yürek.
Semender buz tuttu sevgiye
Erimedi…

Zamana Sitem

   Zamana Sitem
Yağmur yorgunu bakışlarımı,
Sokaklara bıraktım…
Öldürdüm içimdeki askerleri bir bir
Ümitten yana ne varsa yaktım.
Yağmur yorgunu bakışlarımı,
Sokaklara  bıraktım… 

Zamanın çırpınan kanatları
Okşamaz gayrı yüreğimi.
Hayâllerini yitirmiş bir çocuğum bu şehirde…
Ne çıkar sen de kırsan oyuncaklarımı.
Anne!… Bu katran karası geceler,
Anlamaz çocuk yüreğimi,
Anlamaz, nasıl sevdiğimi…

 

Ömrümüzün Tam da Ortasında

Ömrümüzün Tam da Ortasında
Oğlum İlteriş Kağan'a....


Ömrümüzün tam da ortasında
Çıkıp geliverdin bir çift siyah gözle
Susuzmuşuz kandırdın, hammışız oldurdun...
Ömrümüzün tam da ortasında
Deli düşlere vakit var derken henüz
Açıldın gül kokularıyla
Bir müjde olup düştün içimize
İçimizdeki karanlık soruların tam ortasına
Boşluktaymışız, boşmuşuz doldurdun...
Ömrümüzün tam da ortasında
Koşmalar arasında yorgun düşmüşken
Bir bahar gibi tazeledin bedenlerimizi
Biliyorum kokuna müsavi değil hiçbir çiçek
Hiçbir su senin kadar duru değil
Ey ab-ı hayatım, ey misk ü amberim
Çırpınan, deliren, ey her dem yenilenen yerim
Oğlum....


Arama
Beni yukari isinla