Arayışın Postmodernist Anlatısı: Bin Hüzünlü Haz

ARAYIŞIN POSTMODERNİST ANLATISI: BİN HÜZÜNLÜ HAZ
ARŞ. GÖR.  OĞUZHAN KARABURGU
Okumak ya da indirmek için yazının devamına tıklayınız...
Önemli Açıklama: Yazıyı indirmek için "oku/indir" yazısına farenizin sağ tuşuna tıklayarak "Hedefi Farklı Kaydet" seçeneğini seçin. Okumak için ise "oku/indir" yazısına tıklamanız yeterli. Makale PDF formatındadır ve okumak için Adobe Reader'ın bilgisayarınızda yüklü olması gerekmektedir.

Bir Şâirin Dergisi:Şâir

BİR ŞÂİRİN DERGİSİ: ŞÂİR
ARŞ. GÖR.  OĞUZHAN KARABURGU
Okumak ya da indirmek için yazının devamına tıklayınız
 

Önemli Açıklama: Yazıyı indirmek için "oku/indir" yazısına farenizin sağ tuşuna tıklayarak "Hedefi Farklı Kaydet" seçeneğini seçin. Okumak için ise "oku/indir" yazısına tıklamanız yeterli. Makale PDF formatındadır ve okumak için Adobe Reader'ın bilgisayarınızda yüklü olması gerekmektedir.
 

 

Reşat Nuri Güntekin'in Bilinmeyen Remz ve Müstear İsimleri

alt     Türk edebiyatında çok az ele alınmış konulardan biri olan remiz ve müstear isimler meselesi, yazar ve şairlerimizin eserlerinin eksiksiz bir şekilde ortaya konulmasının önünde büyük bir engel olarak durmaktadır.
     Pek çok yazar gibi Reşat Nuri Güntekin de eserlerini yayımlarken remiz ve müstear isimlere başvurmuştur. Ateş Böceği, Ağustos Böceği, Yıldız Böceği, Cemil Nimet, Hayreddin Rüştü, Mehmet Ferit ve Sermet Ferit Reşat Nuri Güntekin’in edebiyat dünyasınca bilinen müstear isimleridir. Bu çalışma ile Reşat Nuri Güntekin’in yeni tespit edilen remiz ile müstear isimleri ve bu isimlerle yayımladığı eserlerin bir listesi ortaya konulmaktadır. Yeni tespit edilen remiz ve müstear isimler şunlardır: “***, R.N., Çiğdem, Fakir, Karakuş, Saksağan, Yarasa”.

Postmodern Anlatılarda Zaman


          Destandan günümüz romanına kadar zaman algısı ve kullanımı farklılık gösterir. Destan ve türevi eserlerde adeta bir zorunluluğun ifadesiymiş gibi önemi göz ardı edilerek blok halinde verilen zaman, romanda önemli bir yer işgal eder. Kronolojik sıralamadan, iç-içe geçmiş, sırası değiştirilmiş, hatta üst üste bindirilmiş zaman kullanımları romanın yüzyıllarca devam eden serüveni içerisinde kendine yer bulur. Klasik romanlardan postmodern anlatılara değin zamanın kullanımının değişen suretleri temelde toplumcu, cemaatçi anlayıştan bireyci anlayışa doğru bir değişim süreci yaşar.

İkaros'un Yeni Yüzü Cahit Sıtkı Tarancı


     Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin önemli isimlerinden biri olan Cahit Sıtkı Tarancı, kendisine has şiir dili ve dünyası ile edebiyat tarihimizde mühim bir yer işgal eder. O şiire bir ihtiras halinde sarılmış, şiir yazmaya başladığı lise yıllarından ölümüne kadar “şâir” vasfına sadık kalmıştır. Sırf bu sebepten yazmış olduğu hikâyelerin dergi ve gazete sayfalarında kalmasına rıza göstermiştir. Şâir dostu Ziya Osman Saba’ya yazdığı bir mektubunda, “şiir kıskanç bir sevgilidir. Onun üstüne gül koklanmaz, yar sevilmez” der.
    Cumhuriyet dönemi Türk şiirimizin bu kıymetli şâiri hakkında Ramazan Korkmaz tarafından “İkaros’un Yeni Yüzü Cahit Sıtkı Tarancı” ismini taşıyan bir kitap yayımlandı. Akçağ yayınları arasından çıkan bu çalışma Cahit Sıtkı Tarancı hakkında akademik ölçüde yazılan tek eser olma özelliğine de sahiptir. Herhalde Türk edebiyatında Cahit Sıtkı Tarancı kadar şanslı başka bir isim yoktur. Zira çok az yazar ve şâirimize nasip olmuş bir inceleme bolluğuna sahiptir. On kadar kitap ve sayısı epeyce bir yekun tutan makale ve tez, onun farklı cephelerini, şiirini, şâirliğini ve eserlerini anlatmaya ve aydınlatmaya hasredilmiştir.

Metin Tahlillerine Giriş/1 Şiir Üzerine


     Metin tahlillerinin Batıdaki serüveni düşünüldüğünde bizdekiyle kıyaslanamayacak kadar uzun bir geçmişe sahip olduğu görülür. Uzun bir zaman bizde sübjektif değerlendirmelerin dar kalıbında mevcudiyetini devam ettiren metin tahlili anlayışı, ilmî bir bakış açısına ancak 1940’lı yıllardan sonra kavuşmuştur. Esere dönük metin tahlilinden bahsederken Mehmet Kaplan ismini burada hatırlamak yerinde olacaktır.

     Prof. Dr. İsmail Çetişli’nin çarpıcı bir şekilde tespit ettiği gibi metin tahlili alelade bir okuyuş etüdü değildir: “Metin tahlili, -pek çoğumuzun zannettiği gibi- metnin bilinmeyen kelimelerini lügatlerden bulmak, onu günümüz diline veya nesre çevirmek, vezni kafiyesi üzerinde oyun oynamak, nazım şekli, nazım birimi ve edebî sanatlarını tespit etmek, konusu üzerinde sübjektif nutuklar çekmek değildir. Zira muhteva, yapı, dil ile bunların alt unsurları bir terkip olarak kabul edilip yukarıda belirtilen çerçevede ele alınmadığı; esere yaklaşmada, onun edebîlik sırrını çözme dışında herhangi bir amaç hedeflendiği müddetçe, o faaliyetin adına metin tahlili demek zordur”

Bir Külliyat Neşri ve Ömer Seyfettin Müjdesi


     Türk hikâyesi ve hikâyeciliği denilince ilk akla gelen isimlerden biri belki de birincisi Ömer Seyfettin’dir. Kısa süren hayatıyla kıyaslanamayacak kadar çok eser veren Ömer Seyfettin Türk hikâyeciliğinin yüz akı ve gururudur. Zira o keskin zekâsı, ince ironisi, kıvrak kalemi ile Türk edebiyatına müstesna eserler kazandırmış biridir. Saydığımız kabiliyetine oranla maalesef Ömer Seyfettin hakkında yeterince çalışmalar yapılmamış, onun eserleri Türk gençlerine bir külliyat halinde, mütekâmil bir surette sunulmamıştır.

     Gerçi belirttiğimiz gibi Ömer Seyfettin velût bir kalem. Bizzat Ömer Seyfettin Rûznâmesinde kendisi “Ben her şeyden, en ehemmiyetsiz bir fıkradan, bir cümleden bir hikâye, koca bir roman çıkarabilirim. Sanat, o hikâye ve romanı çıkardığım ehemmiyetsiz şey değil, benim o şey etrafında canlandırdığım hayattır!..” diyor. Aynı anda birden çok gazete ve mecmuaya deneme, hikâye ve fıkra yetiştiren, aynı mecmua ve gazete birkaç müstear isimle eserler yayınlayan bu çalışkan kalemden çıkan eserleri toplamak, bir araya getirmek öyle kolay bir iş değildir. Bu yıllarca sürecek titiz bir gayretin ve sabrın ürünü olabilir. Çünkü ilmî bir hassasiyetle yapılmayan çalışmalar hataların çoğalarak devam etmesini getirecektir.

Cemil Meriç'in Dil ve Edebiyat Üzerine Düşünceleri


Cemil Meriç'in Dil ve Edebiyat Üzerine Düşünceleri     Hayatını Türk irfanına adamış bir düşünce adamı olan, Cemil Meriç pek çok konuda yazılar yazmış, kitaplar yayınlamıştır. Cemil Meriç’in üzerinde kalem oynattığı konular arasında dil ve edebiyat da yer alır. Bu yazıda Cemil Meriç’in dil ve edebiyat hakkındaki düşünceleri herhangi bir tenkite tabi tutulmaksızın dikkatlere sunulmuştur.

     Cemil Meriç, kendisiyle yapılan bir röportajda büyük yazarların indekslerinin çıkarılması gerektiğini söyler. Bir yazarın çeşitli kavramlar hakkında neler düşündüğünün ortaya konulmasının hem okuyucu hem de araştırmacılar için faydalı ve önemli olduğunu belirtir. Bu düşünceden hareketle, Cemil Meriç’in de kavramlar indeksinin hazırlanması hem okuyucularına hem de araştırmacılara kolaylık sağlayacaktır. Bu yazı, bu açıdan bakılınca Cemil Meriç’in dil ve edebiyat kavramları hakkındaki düşüncelerinin bir nevi indeksi olacaktır.

Reşat Nuri Güntekin'in Hikâyelerinde Çocuk

alt   Çocuk, tek başına temsil ettiği değer bakımından bütün ilim ve sanat dallarının ilgi sahasına girmiş, bu sebeple onun fizikî, psikolojik, sosyolojik ve pedagojik problemleri;  bir değer olarak hayatımızdaki yeri ve önemi çeşitli yaklaşımlarla incelenmiştir.
   Edebîyat da kendi hudutları içinde çocuğa ayrı bir önem vermiştir. Edebîyat sahası içerisinde çocuk iki ana esas üzerinde değerlendirilir: “Edebîyatta çocuk” ve “Çocuk edebîyatı”. Çocuk edebîyatı, çocukluk çağını yaşamakta olan insanların duygu, düşünce ve hayallerini sözlü ve yazılı olarak işleyen, bu çağı yaşamakta olanların edebîyat ihtiyaçlarını karşılamak için oluşturulan edebîyattır; edebîyatta çocuk ise bütün bir edebîyatta çocuğun aldığı yerdir . Bu “yer”, edebî eserde yer alan kahramanın çocukluk devresi olabildiği gibi, bizatihi kahramanın çocuk olarak seçilmesi de olabilir.

Şâir ve Şâir Nedim Mecmuaları Arasında Bir Hece-Aruz Tartışması

alt          Tanzimat’tan beri süregelen hece-aruz tartışmalarının bir halkasını da Mütareke ve Millî Mücadele yıllarında cereyan eden hece-aruz münâkaşası oluşturur. Bu dönemdeki hece-aruz tartışmaları epeyce şiddetli raddelere varmış hece-aruz kutuplaşması oluşmuş, hatta sırf bu amaca yönelik dergiler çıkarılmıştır. Şâir ve Şâir Nedim bu tür mecmualardandır. Bu iki mecmua birer yıl arayla yayın hayatına atılırlar. Yusuf Ziya’nın çıkardığı Şâir , 12 Kânun-ı evvel 1918 yılında yayınlanmaya başlar ve yayın hayatını 20 Mart 1919 yılında 15. sayısıyla noktalar. Şâir Nedim ise Halit Fahri Ozansoy tarafından 16 Kânun-ı sâni 1335/ 29 Ocak 1919 yılında yayınlanmaya başlar ve 18 sayı çıktıktan sonra yayın hayatını 5 Haziran 1335 yılında tamamlar. Görüleceği üzere bu iki mecmua da daha sonra isimleri hecenin beş şairi arasında yer alan kişiler tarafından çıkarılır.


Arama
Beni yukari isinla