Bir Külliyat Neşri ve Ömer Seyfettin Müjdesi » Oğuzhan Karaburgunun Sitesi



Bir Külliyat Neşri ve Ömer Seyfettin Müjdesi

Bir Külliyat Neşri ve Ömer Seyfettin Müjdesi / Arş. Gör. Oğuzhan Karaburgu

 

( Yayınlandığı Yer: Dergâh, S. 115-116, Eylül-Ekim 1999, s. 5-6. )

   Türk hikâyesi ve hikâyeciliği denilince ilk akla gelen isimlerden biri belki de birincisi Ömer Seyfettin’dir. Kısa süren hayatıyla kıyaslanamayacak kadar çok eser veren Ömer Seyfettin Türk hikâyeciliğinin yüz akı ve gururudur. Zira o keskin zekâsı, ince ironisi, kıvrak kalemi ile Türk edebiyatına müstesna eserler kazandırmış biridir. Saydığımız kabiliyetine oranla maalesef Ömer Seyfettin hakkında yeterince çalışmalar yapılmamış, onun eserleri Türk gençlerine bir külliyat halinde, mütekâmil bir surette sunulmamıştır.
   Gerçi belirttiğimiz gibi Ömer Seyfettin velût bir kalem. Bizzat Ömer Seyfettin Rûznâmesinde kendisi “Ben her şeyden, en ehemmiyetsiz bir fıkradan, bir cümleden bir hikâye, koca bir roman çıkarabilirim. Sanat, o hikâye ve romanı çıkardığım ehemmiyetsiz şey değil, benim o şey etrafında canlandırdığım hayattır!..” diyor. Aynı anda birden çok gazete ve mecmuaya deneme, hikâye ve fıkra yetiştiren, aynı mecmua ve gazete birkaç müstear isimle eserler yayınlayan bu çalışkan kalemden çıkan eserleri toplamak, bir araya getirmek öyle kolay bir iş değildir. Bu yıllarca sürecek titiz bir gayretin ve sabrın ürünü olabilir. Çünkü ilmî bir hassasiyetle yapılmayan çalışmalar hataların çoğalarak devam etmesini getirecektir.
   Bugün bir çok yayınevinin “ekmek parası” Ö. Seyfettin’in hikâyeleridir. Hiçbir ölçüte dayanmaksızın sadece “para kazanmak, piyasayı doyurmak” amacıyla basılan bu hikâyeler, özünden epeyce uzaklaşarak maalesef bugün artık tanınamayacak hâle gelmiştir. Hikâyelere kasıtlı veya kasıtsız bir çok bakımdan zarar verilmiştir. Piyasa işi olarak basılan kitaplarda dahi hikâyeler bir yığın değişikliğe kurban edilmiş, biraz ilmî mantıkla hazırlanmış olarak çıkartılanlarda ise yanlış okumalar, keyfi ilaveler ve çıkartmalar yapılmıştır. Ömer Seyfettin’in bütün eserlerini yayımlama düşüncesi bundan önce defalarca düşünülmüş fakat eksiksiz olarak yayımlanamamıştır. Daha önce Muzaffer Uyguner tarafından yapılan neşriyat maalesef yanlışlarla doludur. Hülya Argunşah daha önce yayımladığı bir makalesiyle bu yanlışları göz önüne sermiştir. [1]
   Türk edebiyatının müstesna bir kalemi olan Ömer Seyfettin’e yakışır bir kitap yayımlandı. Bu kitap ile yıllardır özlemini çektiğimiz Ömer Seyfettin külliyatı mütekâmil bir surette gün yüzüne çıkıyor. Bu bir müjdedir. Sözünü ettiğim kitap Doç. Dr. Hülya Argunşah tarafından “yıllardır devam eden bir gayretin mahsulü” olarak hazırlanmış Ömer Seyfettin, Bütün Eserleri, Hikâyeler 1 [2] ismini taşıyan eserdir.
   Dergâh Yayınevi, Ömer Seyfettin’in eserlerini bir külliyat halinde yayımlamak amacıyla böyle bir neşre başlamış.
   Kitap 356 sayfadan oluşuyor. “Sunuş, İçindekiler ve Hikâyeler”den oluşan bu ilk ciltte otuz sekiz hikâyeye yer verilmiş. “Primo Türk Çocuğu” isimli hikâye iki bölüm olarak farklı yerlerde ve farklı tarihlerde yayınlandığı için, bu hikâyenin bir kısmı (165-188), bir kısmı da (264-288) sayfalarda yer almıştır. Keşke bu hikâye, özellikle tarih sırası bozularak bir bütün olarak yayınlansa idi. Bu otuz sekiz hikâyenin isimleri şöyle : “Tenezzüh, İlk Namaz, Sahire Karşı, Sebat, Erkek Mektubu, Çirkin Bir Hakikat, Ay Sonunda, İki Mebus, Elma, Busenin Şekl-i İbtidâisi, At, Beşeriyet ve Köpek, Apandisit, Aşk ve Ayak Parmakları, Tavuklar, Tuğra, Acılı Bir Hikâye, Tarih Ezeli Bir Tekerrürdür, Bahar ve Kelebekler, Pamuk İpliği, İrtica Haberi, Bomba, Primo Türk Çocuğu, And, Aşk Dalgası, Gurultu, Koleksiyon, Piç, Hürriyet Bayrakları, Mehdi, Gayet Büyük Bir Adam, Şimeler, Primo Türk Çocuğu, Boykotaj Düşmanı, Beyaz Lale, Sivrisinek, Falaka, Hürriyet Gecesi, Eleğimsağma” irili ufaklı otuz sekiz hikâye arasında bu zamana kadar yayımlanagelen hikâyelerle beraber Ömer Seyfettin’in ilk hikâyesi ile külliyata yeni katılan hikâyeler de var. Kitapta yer alan hikâyeler tarih sırasına göre dizilmiş. Kaynak yayın olma özelliğine sahip bu eserde hikâyeler sadeleştirilmeden verilmiştir. Bu yönüyle Ömer Seyfettin’in yazar olarak geçirdiği merhale daha sıhhatli görülecektir. Hikâyelerin hepsinin altında nerede ve hangi tarihte yayınlandıklarına dair birer künye bulunuyor. Bu künyelerde hikâyelerin hangi ad, rumuz ve iğreti ad ile, hangi mecmua ya da gazetede ve hangi tarihte yayınlandığını rahatça görebiliyoruz. Kitabın hazırlanırken çok titiz davranıldığının bir göstergesi olan bu künyeler aynı zamanda orijinal metinlere dönmek isteyenlere de kılavuzluk edecektir. Gerçi bugün kütüphanelerimizin süreli yayınlar kısımlarında bu mecmua ve gazetelere ulaşmak öyle kolay değildir. Ulaştığınız bir metni bir daha ki gidişinizde bulamayabilirsiniz. Bu bakımdan da önemli bir vazifeyi yerine getiren araştırmacı Ömer Seyfettin’in eserlerini bir nevi zabt ü rabt altına almıştır.
   Ancak bir ekip çalışması ile ortaya konulabilecek Ömer Seyfettin külliyatını tek başına, titiz ve ilmî bir hassasiyet ile hazırlamaya başlayan ve bunun ilk mahsulünü veren sayın Doç. Dr. Hülya Argunşah’ı kutluyor, bizi yıllar sonra tekrar Ömer Seyfettin ile buluşturduğu için tüm Ömer Seyfettin’i seven ve okumak isteyenler adına teşekkür ediyorum.
[1] Hülya Argunşah, “Türklük Yazıları Üzerine”, Bilge, Nu. 10, Güz 1996, s. 25-29.
[2] Haz. Hülya Argunşah, Ömer Seyfettin, Bütün Eserleri, Hikâyeler 1, Dergâh Yay.,İstanbul 1999, 356 s.

Benzer Yazılar

Yorumlar

Yorum Yazın

Yorum yazarken Türkçe imla kurallarına uyarsanız sevinirim.


Arama
Beni yukari isinla