Baba(sız)lık... » Oğuzhan Karaburgunun Sitesi



Baba(sız)lık...

   "Bugün uzun uzun yazabilirim ya da yıllarca yaptığım gibi çığlık çığlığa susabilirim. Bugün sen gideli tamtamına onbir yıl geçmiş. Kocaman bir boşluğa nafile alıştırmaya çalışmışız kendimizi. İnsan herşeye alışıyor da baba yokluğuna alışamıyormuş. Hep bir tarafı eksik yaşıyormuş insan. Yıllarca sızlayan açık bir yara gibi. Hiç bir acı, hiç bir sevinç, hiç bir başarı bir an olsun bu sızıyı dindirmeye yetmiyormuş. Zormuş...zor!
   Dönüp ardıma baktığımda seninle ne kadar az zaman geçirdiğimizi fark ettim. Doya doya konuşamamışız mesela. Ağız dolusu güldüğümüzü anımsamıyorum. Ne başarılarımda, ne de başarısızlıklarımda bir arada olamamışız, zaman pinti davranmış bize. Mutlaka senden bir parça taşıyan her bir torununa ne bakışların değmiş, ne ellerinin sıcaklığı dokunmuş tenlerine. Ben senin yerine nerede bir dede-torun görsem gizli gizli ağlıyorum. Bütün sorular boğazımda düğümlenen kocaman birer lokmaya dönüyor. Neden diyorum neden, bir kaç yıl daha yaşamak ya da yaşatmak bu kadar imkansız mıydı?
   Hayata senden sonra tutunamadım. Sürekli düşüyorum hayat yolunda, dizlerim kan revan içinde... Düştükçe kaldıran, sırtımı sıvazlayan bir elden, ümit ve umut aşılayan gözlerden yıllardır mahrumum. Yetimliğim kalbime batırılmış bir hançer gibi, insanlar arasına katılamıyorum. Anlayacağın babasız bir hayatın bütün sahipsizliği içimde üşüyüp duruyor.
   Çocuklar için anneleri-babaları hep cennetliktir. Ben de farklı düşünmüyorum. Eğer oradan beni görme, beni duyma ve beni okuma imkanın varsa, eğer böyle bir şey varsa... Seni çok özlediğimi bilmeni isterim. Baba olduktan sonra özlemim daha çok arttı. Yıllar geçtikçe dayanılmaz bir hal alıyor bu özlem. Seni bir saniye dahi olsa görmek için bütün ömrümü ateşe verirdim. Yıllar var ki oğlunun elleri üşüyor, yüreği yaralı, içinde acıya benzer derin bir özlemle yaşıyor... Bu sana yaklaştığımı hissettiğim her yaşımda biraz daha artıyor.
    Ruhun şad, mekanın cennet olsun, Babacığım.
    Sana en çok benzeyen oğlun...

    Ellerim Babasız Kaldı

Şimdi uzak bir tekneyi seyreder gibi
Seyrediyorum fotoğrafını
Buğulu gözlerine büyümekte hasretim

Sokak başında beklemelerim geliyor aklıma…
Sen işten gelirdin hep hızlı adımlarla
Dünyada en sıcak şey başıma dokunan eldi
Ellerin rüyalarım kadar güzeldi…

Soframız seninle bereketliydi,
Günümüz seninle aydınlık
Boynumu büktü, dünyamı yıktı
Bu zamansız ayrılık. . .

Ben sana en çok benzeyen oğlunum baba
Onun için unutamıyorum seni
Hep içimde gömülü kaldı acılarım
Gözyaşlarım seninle tükendi baba
Şimdi hiçbir ölüm ağlatmıyor beni
Hiçbir acı acıtmıyor yokluğun kadar

Hep büyük bir yanım boş kaldı
Baba yokluğu girdi aramıza
Yarı yaşındayken henüz ben
Sımsıcak tebessümler yetim kaldı
Üşüyor durmadan ellerim
Neyleyim ellerim babasız kaldı. . .
Sen gittin, sessiz sadasız
Bize bu yalan dünya kaldı. . .

Oğuzhan Karaburgu

Benzer Yazılar

Yorumlar

Yorum Yazın

Yorum yazarken Türkçe imla kurallarına uyarsanız sevinirim.


Arama
Beni yukari isinla